DOGADA SIRA DISI BIR ZARAFET ORNEGI: ISIK

Mimarlığın en önemli temel taşına, her tasarımcının sihirli malzemesine somut bir bakış…

Mimarlık ve ışık arasındaki ilişki fiziksel çevre koşulları ile biçimlenirken, boşluğun yüzeylerle sınırlandırılmasıyla “mimari mekân” oluşturulur. Işık boşluğun “mekân”a dönüşmesinde önemli bir rol oynamakla birlikte bir yandan mekânın fonksiyonuna değer katar, diğer yandan o mekânın kullanıcılarına duygusal bir hikâye anlatır.

İçinde bulunduğu mekânın tasarım özelliklerine göre ışık farklı davranışlar sergiler. Genellikle içinde yaşadığımız mekanlar keskin düzlemsel yüzeylerle çevrilidirler. Bu tip mekanlarda ışık çevrili olduğu keskin sınırları dramatik ve net bir şekilde tanımlar.

Amerikan-İngilliz mimar Cristopher Alexander’a göre; bir sistemi oluşturan alt elemanların sınıflandırılması ve ayrışması bir tür potansiyel anarşi ve şizofreni işareti. ‘Fuzzy Logic’ düşünme şekli insan düşüncesinde çevreyi ve dünyayı daha az keskin hatlı sınırlarla okumak yerine çoklu ajanların çoğalarak bir araya geldiği alansal kavramlar üzerinden okumayı sağlar. Bu bakış açısının kullanıldığı bir tasarım sürecinde eğrisel yüzeylerle tasarlanmış, köşelerin kaybolduğu mekânsal tasarımlarda sınırlar belirsizleştiği gibi mekânın kullanıcıları açısından çeşitli ipuçları ve jestlerin keşfedildiği bir serüvene dönüşür.

Her ölçekten tasarımın görünmez başrol oyuncusu

Özellikle doğal aydınlatma sanatını anlamak, tasarımcının üretim sürecinde ışığı adeta bir “malzeme” olarak kullanmasına olanak sağlar; mekânı şekillendirmesine ve sıra dışı mekanlar tasarlamasını yardımcı olur.

Bir tasarım aracı olarak ışık, kullanıcılarının mekânı tecrübe etme serüvenleri süresince duygularını etkiler ve onlara şekil verir. Bunların yanı sıra tasarımcının zarafeti içinde barındıran mekanlar tasarlanmasına olanak verir. Sıra dışı zarafetse ifadesinin gücünü sadelikten öte kompleks karmaşık yapının sistemde kendini var etmesi ile ortaya çıkar.

Sıra dışı zarafet, güneşli bir gündeki direkt ya da bulutlu bir gündeki yumuşak dağınık ışık gibi doğal ışığın mimari form üzerindeki çeşitli varoluşlarında gizli. Çamlıca TV ve Radyo Kulesi tasarımında olduğu gibi gecenin karanlığında arka planda ayın doğal ışığıyla form üzerinde yaratılan gizemli gölgeler keskin renkler arasında geçiş yaratır. Tasarım bu tarz bir karmaşada zarif kompozisyonların doğal bir şekilde işlendiği ve kolayca bütünden ayrıştırılamayacağı organik bir doğal sistemi andırır.

Melike Altınışık

 

 

_