MIMAR GOZUYLE: DEGISEN EV FORMLARI VE YENI NESIL BIREYSEL IHTIYACLAR

Her dönem, kendine ait sosyal dinamikler içerir, bunlar sosyo-ekonomik, kültürel, teknolojik ve çevresel faktörlere uyum sağlayarak sürekli gelişir.

Özel, yarı özel ve sosyal mekanlar gibi çeşitli mekanlar bütününden oluşan “ev” de bu gelişimin bir yansıması olarak, her dönem dönüşür, değişir.

Genel algı ve kanı, evin salonu sosyal aktivitelerin gerçekleştiği bir çatı altında yaşayan aile bireylerinin ortak kimlik değerlerini taşıyan toplanma mekânıyken, yatak odasınınsa bireye ait özel bir mekân olmasıdır. Oysa, 21’inci yüzyıl, barındırdığı yaşam dinamiklerinin bir sonucu olarak yatak odası gibi özel bir alanın işlevsel içeriklerini daha da genişletti.

Yatak odası, bireylere uyku eylemi dışında aslen birçok farklı günlük ihtiyacında gerçekleştirebileceği bütüncül bir mekân sunuyor, bir nevi birey için evin kendisine dönüşerek, başka ve daha esaslı bir ihtiyacı karşılama rolüne bürünüyor.

Sınırların kalktığı bir iletişim çağının tam ortasındayız. Aşırı paylaşımın, bilgi aktarımının olduğu bir düzende birey, sadece kendi özeline ait alanı daha da genişletme ihtiyacı duyuyor. Küçük bir stüdyo gibi tasarlanan yatak odaları,

modern insanın psikolojik bir ihtiyacının fiziksel yansıması aslında.

Yaşam gereksinimlerimiz çok hızlı şekilde değişiği bir gerçek. Muhtemelen birkaç yıl içinde özel alanlardaki ihtiyaçlarımız bizi ortak alanlar için başka bir yaşam mimarisine doğru yönlendireceği kuşkusuz.

Ve biz, her zaman olduğu gibi, değişen toplumu, birey ihtiyaçlarını ve insanlığın altyazısını mimarlık üzerinden okumaya devam edeceğiz.

*Melike Altınışık’ın Maison Française Şubat 2019 sayısı için kaleme aldığı fikir yazısından.